Okulun popüler şahsiyeti, laboratuvar mağduru
G: Dermoş napıyo acaba? Du bakiyim bir mesaj atıyım...
N: Dermoş kim?
G: Dermoş ya, sizin sınıftaki Derman işte!
N: Sen Derman'ı tanıyor musun?
G: E tanıyorum bizim Dermoş işte!
N: Onunla arkadaş mısın sen?
G: Nasıl yaa, evet nolduki?
N: Ya, o kızın notları çok yüksek
G: (Şaşkınlık ifadesi)
N: Hem de çok popüler
G: Bizim Derman'dan mı bahsediyorsun?
N: Evet, evet...
Hay Allah'ım ne günlere kaldık. Ben de bu popülerlik olayları ortaokulda, lisede falan kaldı sanırdım. Koparttın beni Allah kahretmesin emi! Geçen gün arkadaşımın bana aktarmış olduğu konuşmanın bir kısmını buraya yazıyım dedim, söz konusu kişi ben, şahsen, bizzat, kendim olduğundan çok komiğime gitti. Ayrıca popüler olduğumu da bilmiyordum. Zaten kız baya şaşırmış, sanki ben kimseyle konuşmuyorum, arkadaş olmuyormuşum gibi. Bir de benim bu kızla pek muhabbetim yok, mesela bazen soru soruyorum, kız bana mal mal bakıyor anasını satıyım. Ben de niye öyle salak bir bakış attığını hiç anlamıyordum, herhalde benim kendisiyle konuşmama şaşırıyordu diye düşünmeye başladım bu konuşmayı duyduktan sonra.
Ha şu çok çalışkan, notları çok yüksek notuna kızdım ama, cık cık. Gerçekten notlarım çok yüksek olsa bir derece anlarım da notlarım zaten yüksek değil bari nazar değdirmeyin ülen!
Konu notlardan açılmışken, günlerdir 'öküz' gibi çalışıyorum. Hocalar birsürü ödev verdiler, yap yap bitmiyor. Finallere de bir hafta kaldı, hafta içi bütün ödevleri teslim etmemiz gerekiyor, nasıl yetişecek bilmiyorum. Son güne bırakırsan olacağı budur işte...
Dün de fizikokimya laboratuvarından uygulama sınavı olduk, ya yaptığım embesillikler anlatmakla bitmez, kaç alacağımı gerçekten çok merak ediyorum, 100 de alabilirim 50 de...
Üç komponentli sistemlerle ilgili bir deney denk geldi bana. Titrasyon yapıcam 20 ml su koyacağıma 10 ml koydum, üstüne de 5 ml etil alkol eklediğim sırada 10 ml su koyduğumu fark edip terlediğimi hissettim. Hoca da arkamda duruyor. Ondan sonra puarı çıkarıp hemen su büretine takıp 10 ml daha su ekleyip çalkaladım güzelce. Sonra etrafımda mal gibi indikatör aradım, yetmedi bir de arkamı dönep "Hocam nerde bunun indikatörü!" dedim, hoca ne dediğimi anladı mı bilmiyorum ama ben nasıl bir salaklık yaptığımı fark edip hemen önüme dönüp titrasyona başladım. Sonra hoca gelip kaç ml'den başlattığıma bakıp bakmadığımı sordu, ben de onları ayarladığımı söyledim. Sonra deneyi yaptım, hoca sınav kağıdındaki tabloya yazdığım değere bakıp, "Tamam" dedi. Sonra erleni yıkattırdı. Hemen ardından da işlemleri yapmak için arka tarafa gidip oturdum. Tabloyu tamamen doldurup hesapları yaptım ama çok malım valla hoca sayfanın yarısını boş bırakmış, tablodaki satırlardan birinde işlemleri tek tek yazın diye. Ben yazdım ama, hepsini yazmadım ama gerçekten onları yazdırmasına hiç gerek yoktu. Yani dandiri b.ktan bir kütle hesabını lise hocası bile yazdırmaz. Herkes yazmış benim dışımda. Aslında o kütle hesaplarını falan ben de tek tek yaptım ama ben sadece tabloya çıkan sonucu yazdım, diğerleri aşağıda işlemleri de yazmış, ayılar. Sonra üçgen grafik kağıdına grafik çizdik, su-etilalkol-karbontetraklorür için. Grafiğim de mal gibi oldu. Aslında grafiğim doğru, bu deneyde çizilen eğri bütün noktalardan geçmek zorunda ama değerlerden birinde sapma var. Zaten derste yaptığımızda da birinde sapma oluyordu muhakkak. Bazıları noktaların hepsinden geçirmiş ama çoğunluk sapma olan noktadan geçirmemiş. Ben de sınav sırasında hocaya sordum geçiriyim mi geçirmiyim mi diye, hoca da ne görüyorsan onu yap dedi. İnsan söyler ya, sanki bilmediğimden soruyorum sinir oldum.
Bir de şöyle bir durum var, önceden deney raporlarında o noktadan geçirenlere de geçirmeyenlere de onay vermişti, o yüzden grafikten puan kırar mı bilmiyorum. Ne mal bir iş ya!
Neyse ben gideyim şimdi, daha yapmam gereken çok ama çok iş var!
Sevgiler.
Abraxas...
23.05.2009
N: Dermoş kim?
G: Dermoş ya, sizin sınıftaki Derman işte!
N: Sen Derman'ı tanıyor musun?
G: E tanıyorum bizim Dermoş işte!
N: Onunla arkadaş mısın sen?
G: Nasıl yaa, evet nolduki?
N: Ya, o kızın notları çok yüksek
G: (Şaşkınlık ifadesi)
N: Hem de çok popüler
G: Bizim Derman'dan mı bahsediyorsun?
N: Evet, evet...
Hay Allah'ım ne günlere kaldık. Ben de bu popülerlik olayları ortaokulda, lisede falan kaldı sanırdım. Koparttın beni Allah kahretmesin emi! Geçen gün arkadaşımın bana aktarmış olduğu konuşmanın bir kısmını buraya yazıyım dedim, söz konusu kişi ben, şahsen, bizzat, kendim olduğundan çok komiğime gitti. Ayrıca popüler olduğumu da bilmiyordum. Zaten kız baya şaşırmış, sanki ben kimseyle konuşmuyorum, arkadaş olmuyormuşum gibi. Bir de benim bu kızla pek muhabbetim yok, mesela bazen soru soruyorum, kız bana mal mal bakıyor anasını satıyım. Ben de niye öyle salak bir bakış attığını hiç anlamıyordum, herhalde benim kendisiyle konuşmama şaşırıyordu diye düşünmeye başladım bu konuşmayı duyduktan sonra.
Ha şu çok çalışkan, notları çok yüksek notuna kızdım ama, cık cık. Gerçekten notlarım çok yüksek olsa bir derece anlarım da notlarım zaten yüksek değil bari nazar değdirmeyin ülen!
Konu notlardan açılmışken, günlerdir 'öküz' gibi çalışıyorum. Hocalar birsürü ödev verdiler, yap yap bitmiyor. Finallere de bir hafta kaldı, hafta içi bütün ödevleri teslim etmemiz gerekiyor, nasıl yetişecek bilmiyorum. Son güne bırakırsan olacağı budur işte...
Dün de fizikokimya laboratuvarından uygulama sınavı olduk, ya yaptığım embesillikler anlatmakla bitmez, kaç alacağımı gerçekten çok merak ediyorum, 100 de alabilirim 50 de...
Üç komponentli sistemlerle ilgili bir deney denk geldi bana. Titrasyon yapıcam 20 ml su koyacağıma 10 ml koydum, üstüne de 5 ml etil alkol eklediğim sırada 10 ml su koyduğumu fark edip terlediğimi hissettim. Hoca da arkamda duruyor. Ondan sonra puarı çıkarıp hemen su büretine takıp 10 ml daha su ekleyip çalkaladım güzelce. Sonra etrafımda mal gibi indikatör aradım, yetmedi bir de arkamı dönep "Hocam nerde bunun indikatörü!" dedim, hoca ne dediğimi anladı mı bilmiyorum ama ben nasıl bir salaklık yaptığımı fark edip hemen önüme dönüp titrasyona başladım. Sonra hoca gelip kaç ml'den başlattığıma bakıp bakmadığımı sordu, ben de onları ayarladığımı söyledim. Sonra deneyi yaptım, hoca sınav kağıdındaki tabloya yazdığım değere bakıp, "Tamam" dedi. Sonra erleni yıkattırdı. Hemen ardından da işlemleri yapmak için arka tarafa gidip oturdum. Tabloyu tamamen doldurup hesapları yaptım ama çok malım valla hoca sayfanın yarısını boş bırakmış, tablodaki satırlardan birinde işlemleri tek tek yazın diye. Ben yazdım ama, hepsini yazmadım ama gerçekten onları yazdırmasına hiç gerek yoktu. Yani dandiri b.ktan bir kütle hesabını lise hocası bile yazdırmaz. Herkes yazmış benim dışımda. Aslında o kütle hesaplarını falan ben de tek tek yaptım ama ben sadece tabloya çıkan sonucu yazdım, diğerleri aşağıda işlemleri de yazmış, ayılar. Sonra üçgen grafik kağıdına grafik çizdik, su-etilalkol-karbontetraklorür için. Grafiğim de mal gibi oldu. Aslında grafiğim doğru, bu deneyde çizilen eğri bütün noktalardan geçmek zorunda ama değerlerden birinde sapma var. Zaten derste yaptığımızda da birinde sapma oluyordu muhakkak. Bazıları noktaların hepsinden geçirmiş ama çoğunluk sapma olan noktadan geçirmemiş. Ben de sınav sırasında hocaya sordum geçiriyim mi geçirmiyim mi diye, hoca da ne görüyorsan onu yap dedi. İnsan söyler ya, sanki bilmediğimden soruyorum sinir oldum.
Bir de şöyle bir durum var, önceden deney raporlarında o noktadan geçirenlere de geçirmeyenlere de onay vermişti, o yüzden grafikten puan kırar mı bilmiyorum. Ne mal bir iş ya!
Neyse ben gideyim şimdi, daha yapmam gereken çok ama çok iş var!
Sevgiler.
Abraxas...
23.05.2009
Tüm Türkiye'nin Başı Sağolsun...
Filed under:
Türkan Saylan
Her ölüm haberiyle birlikte birkaç cümle söylüyoruz. Çok iyi insandı. Evet, hakkkımız helal olsun... falan filan. Bizim üstümüzde hakkı olanlar için ne söylenir bilemiyorum, Türkan Saylan.Tek bildiğim üzgün olduğum ve üzgün olduğunu bildiğim yüzbinler ve hatta milyonlar....
"Her insan çok değerli ama bazıları daha değerli" demiş birisi, kim olduğunu bilmiyorum. Türkan Saylan onlardan birisi benim için, ancak maalesef bazı kesimler tarafından uğradığı haksızlığı da görmezden gelemeyiz. Bu konuyla ilgili ÇYDD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu devletin Ergenekon Soruşturması'nda haksızlığa maruz bırakılan Türkan Saylan'dan özür dilemesini istemiş. Kimbilir belki devlet özür diler ama bu Türkan saylan'ı geri getirmeyecek, bu aşikar. Kalbimizde kanayan yara da geçmeyecek...
Türkiye'de son yıllarda yaşanan olaylara ise akıl sır erdirmek çok güç gerçekten. Aslında her şey o kadar açık ve net ki, sorun da tam olarak bundan kaynaklanıyor olsa gerek. İnsanların düşüncelerinin birbirinden farklı olmasını anlıyorum ama tüm bu olup biteni (insanların bu kadar aymaz olmalarını) inanın beynim algılayamıyor. İnsanların duyarsızlığını bu kadar bariz bir şekilde görmek sinir bozucu.
Bugün, ömrünü gençlerin, çocukların kısacası ülkemizin geleceğine adamış bir insanı kaybettik. Dahası onu bir terör örgütüne mensup olmakla suçladık.
Ergenekon davası denilen bir şey yaratıp aydınlarımızı, gazetecilerimizi, öğrencilerimizi vs. vs. yi sindirme politikaları içinde asıl suçluları başımızın üstünde gezdirir olduk... Bir de bunu ele güne karşı yaptık, ne davanın gizliliği ne de bilmem ne...
Yazık...
Abraxas...
18.05.2009

