
İki gündür kafayı yemiş durumdayım. Başakla sabahları genellikle metrobüste buluşup okula birlikte yürüyoruz. Normalde Başak'ın okulla pek arası yoktur. Özellikle saat 08.00 gibi okulda olduğuna pek rastlanmamıştır. Fakat sınav haftası olması sebebiyle, istese de istemese de okula gelme durumda olan bir arkadaşım, Başak.
"Sınavlar sabah saat 08.30 da başlıyor. Tabi bizim de erkenden okula gidip uygun bir yer kapma kaygımız var. Hoş, İstanbul Üniversitesi'nde kopya çekmek, özellikle de Mühendislik Fakültesi'nde çok zor hatta imkansız ama yine de ne olur ne olmaz diye gidiyoruz işte..." dedikten sonra bugünkü konumuza geçebiliriz.
Başak'ın okula geldiği günlerde alışkanlık haline getirmiş olduğu iş, sabah 07.00 de beni arayıp nerede olduğumu sormaktır.
Zırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
Gözlerini Açamayan Ben: Aloooooooooo
Başak: Alo, Derman nerdesin ya!
GAB: Evdeyim...
Başak: Aaaa yatıyor musun halâ. Ay pardon yivrüm, ben uyanmışsındır diye şey ettiydim.
GAB: Hmmmm
Başak: Eeee ne zaman metrobüste olursun....
Konuşma bu şekilde metrobüse gidene kadar uzar.
Ancak şimdi anlatacağım konuşma daha farklı.
Neden? Çünkü sınavlar olduğu için Başak telefon açtığında ben sıcacık yatağımda olamıyorum.
Başak: Alo, abi nerdesin?
Gözleri Cin Gibi Olan Ben: Yoldayım, okula geliyorum.Sen nerdesin?
Başak: Ben 40 dk. sonra okulda olurum ya!
GCGOB: Tamam ben seni metrobüsün orada beklerim. (Acaba 40 dk sonra okulda olabilecek miyim?)
Başak: Tamam, sağol bebişim.
GCGOB: Hadi görüşürük.
20 dk sonra....
GCGOB: Ben metrobüse geldim, sen nerdesin? Çabuk gel, donuyorum!
Başak: Benim daha 15 dk. var!
GCGOB: Bak simit ayran da aldım...
Başak: Ay tam aklımdan o geçiyordu valla, süperrr!
GCGOB: Açlıktan ölücem ama çabuk gel.
Başak: Sen yemeye başla benim gelmeme daha 15 dk. var!
GCGOB: Ya çok soğuk okula gidiyim mi ben?
Başak: Nolur gitme nolur nolur. Güvenliğin içinde beklesene beni nolur nolur be hacı!
GCGOB Dehşetle: Hacı mı!
...................
GCGOB: Tamam çabuk gel!
Heheheheheh buraya kadar boşuna okudunuz çünkü hiçbir şey anlatmadım. :)
Evet bu konuşma üzerine güvenlikten içeri girdim. Normalde oraya bir tek türbanlı kızlar giriyor, başlarını açıp peruk meruk takıyorlar. Tabi güvenlikçi ağabey bana mal mal bakıp durdu, zira ben de girdim içerde mal mal duruyordum. Tabi sonra haliyle soracak gibi oldu ama ben fark eder etmez, sormasına fırsat vermeden "Arkadaşı bekliyorum, dışarısı soğuk ondan!"
Güvenlikçi: Hmmm, tamam. Buyrun şu sandalyeye oturun.
Ben: Teşekkürler.
.......
Sonra bir tane mal bir güvenlikçi geldi.Bunlar günlük ve sıradan konuşmalarını yaparken ben de etraftan gelene geçene bakıyorum.
Anam bizim sınıfın bireyleri birer birer içeri giriyor. Bir Başak yok ortalıkta.
Neyse sonra güvenlik görevlilerinden birisi dışarı çıktı, kontrol montrol yapıyor güya.
Diğeri de radyo açtı galiba o kısmını tam çözemedim. Radyoyu açmadan önce de Talael Bedru Aleyna ilahisini söylüyordu. Vallahi ciddiyim. Normalde ben o ilahiyi Oum Kalthoum'dan dinlediğim için severim. Türkçesi'ni hiç dinlememiştim. Bu da Türkçe söylüyor ama melodi aynı sonuç olarak. Neyse tabi dedim, şarkı türkü söyle de koskoca üniversitede ne diye ilahi söylersin.
Sonra açtığı radyoda da meymenet yoktu açıkçası. Birileri arabesk şarkı söylemeye çalışmış falan, bu da kendinden geçerek dinliyor, arada bir katılıyor şarkılara falan derken zaten gece hiç uyumamış biri olan ben kendimden geçtim. Resmen şarkılar baydı beni. Başak da gelemedi bir türlü.
Bir de ben arabesk müzik hiç dinlemem, dinliyorsam arapça dinlerim. Arabesk müzik dinlemek bence zaman kaybı, saçma sapan bir şey. Zaten beni gören arapça müzik dinleyebildiğime de inanamıyor, herkes beni rockçı falan sanıyor ama alakası yok. Güzel olan her şeyi dinlerim. Güzel olmayan bu müzik tarzını ise dinlemek benim için tam bir işkence halini almaya başlamışken bir anda ince ses tonuyla (ses de acayip yüksek) İbrahim Tatlıses şarkıya başladı... Hangi şarkı diye sormayın, çünkü bilmiyorum. Benim tipim tabi iyice kaydı, omuzlarım da kafamla beraber düştü, gözler desen bayık bayık, Türkan Şoray gibi...
O değil bir de normal bir sınava girmeyeceğim, kapı gibi organik sınavı. Ölmem an meselesi. Artık içimden dualara başlamışken, içeri Başak girdi ve girmesiyle kahkaha atarak çıkması bir oldu. Ben de tabi onu görünce hemen çıktım. Bu deliler gibi kahkahalar atıyor, bağırıyor falan.
Güvenlik görevlileri de duydu tabi. Bende konuşacak hal bile kalmamış.
Millet arkasına dönüp bana bakıyor tabi, tipi kayık bir ben varım sabah sabah. Herkeste bir gülme modu...
Tipime taktılar şimdi.
O neydi ya!
Ne dinliyordu onlar ya!
Senin tipin nasıldı ya!
Abi var ya senin o anki tipini hayatta unutamam!
Ahahahahah senin tipin var ya hele o sandalyede oturuşun.....
Yeterrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
Rezil olduk elaleme anasını satıyım. Bir de güvenlik görevlilerinin olduğu kapıdan çıkacağımız zaman bunlar aynı muhabbete tekrar başlıyorlar. Resmen adamların suratına kustular, adamları rezil rüsva ettiler. Halbuki adam gayet mutlu bir şekilde dinliyordu müziğini. Tabi zevk meselesi olduğu için üzüldüm onların adına. Çok aptal oluyor bu insan milleti. Ne diye dalga geçersin elalemin dinlediği müzikle. Tamam benim o an orada bulunuyor olmam bir şanssızlıktı ama dinledikleri müzik türüne göre insanları ezmek, onlarla dalga geçmek saçma.
Fikrini söylersin, dinlemiyorum dersin. Gerekirse sebeplerini söylersin ama karşıdaki insan da belki senin dinlediğin müziği sevmiyordur.
Ha bir de şu var: Millet o nasıl müzikti falan diyordu ama şarkıyı da biliyorlar, yok böyle iş...
Kardeşim madem sen de dinliyorsun, o zaman neden laf söylüyorsun adamlara değil mi ama...
Ağızlarının payını verdim ama tipim de oldukça kaymış olmalı, çünkü pek işe yaramadı...
Abraxas...
14.01.2009