Kimseye Etmem Şikayet


Yine yoğun günler geçirdim.
Bilen biliyor zaten kim olduğumu ama bundan sonra direkt olarak adım ve soyadım burada yazmayacak, bilenlerden de bundan sonra adımla hitap etmemelerini rica ediyorum.
Neden böyle bir karar aldığımı sorabilirsiniz tabi haklı olarak...
Yaptığım işi önemsiyorum, yazı yazmaktan yana bir sıkıntı yok.
Aslında yazmak çok güzel ve birçok insanın yapmayı bile düşünemediği bir şey. Yani hem zevkli bir iş yapıyoruz hem de çok kolay olmayan bir iş.
Kolay olduğunu iddia edenler de olabilir, onlar da haklıdır...
Ben zor ve emek isteyen bir iş olduğunu düşünüyorum. Özellikle de yazı yazmaktan başka yapmanız gereken yığınla iş varsa...
Herneyse yazdığım bu son cümleler en başta söylediğim konuya bir açıklama niteliğinde olamaz.
Sadece bundan sonra böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz cuma günü yani ayın 16sında önemli bir yerde önemli bir sunum yaptım. Yeri ve konuyu söylersem kimliğim açığa çıkacağı için yine susuyorum. Aslında aylardır bu sunum için çalışıyordum ve son haftalarda kendimi çok iyi hissetmemeye başlamıştım. Mide bulantıları, baş ağrıları, sıkıntı, stres vs. hepsi had safhaya ulaşmıştı.
Ben çok zor durumda kalmadıkça aspirin bile içmeyen bir insanım. Haftaiçi dayanamayıp eczaneden multi vitamin aldım. Yorgunluk, uykusuzluk vs. bütün bunlara bir hafta boyunca katlanmalı ve cuma günü yapabildiğimin en iyisini yapmalıydım, sonuçta 4 aydır çalışıyordum ve emeklerim boşa gitmemeliydi...
Pazartesi günü aldığım ilaçtan bir adet çarşamba bir adet de cuma günü aldım. Herhangi bir yan etkisi olmayacaktı. Gece dinleneceğim için de faydasını görecektim. Yalnız sorun şu ki; vitamini içtiğim zaman felaket derecede susuyordum. Bu büyük bir problem, çünkü konuşma sırasında ağzımın kurumaması gerekiyordu...
Cuma sabahı bütün eşyalarımı toplayıp bir arkadaşıma gittim. Gidişim ayrı bir dertti zaten, o konulara girip de canınızı hiç sıkmayayım. Daha ne giyeceğimi bile bilmiyordum. 12.00 sunum başlayacaktı ama ben arkadaşımın evine 10.00 da ancak gidebildim. Önüme ilk çıkan şeyi giydim mecburiyetten. Şans eseri en güzeline denk geldi o da ayrı.
Koştur koştur çıktık evden, hava da enteresan derecede sıcaktı, üstüme aldığım ince hırkadan tiksindim diyebilirim.
Kısa sürede kongreye yetiştik, zaten yaklaşık yarım saat geriden geliyordu konuşmalar. 12.00 de başlaması gereken sunumum 12.30 gibi başladı, öğle yemeğinden önceki son konuşma...
İnsanların uyumaması için üstün çaba sarf edilmesi gerekiyordu...
Kardeşim ve arkadaşlarım da dinleyici koltuklarında yerlerini almışlardı. O an anons yapıldı, çok heyecanlandığımı itiraf etmeliyim. İlk defa toplum karşısında bir sunum yapacaktım. Toplum derken bahsettiğim kişiler doktorantlar, prof.lar, tıpçılar, genetikçiler vs.den oluşmaktaydı. Öğrenci nufusunun oldukça az olduğu bir yerdi...
Ayağa kalktım ve kürsünün önüne gittim. Sunumu önceden oraya vermediğim için de laptop'ı açıp bir süre insanları beklettim. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi başladım anlatmaya. Bu rahatlığıma fazlasıyla şaşırdım. Sesim hiç titremiyordu, halbuki ben heyecanlandığımda sesim titrer. Allah'ım yoksa heyecanımı mı kaybetmiştim... Herneyse sunum yaparken bile bu embesil cümleler aklımdan geçiyordu...
Derken sunum bitti ve yerime otururken insanların baş parmaklarını havaya kaldırdıklarını gördüm, evet evet tam olarak bana yapıyolardı... Güzel yapmıştım demek kii, başarmıştımmm....
Bu gerçekten gurur vericiydi. Öğle yemeğinde hoca da çok başarılı bulduğunu söyledi. Sunum yaptığım kurumun başkanı da ayrıca görüşeceğini söyledi ama henüz bir ses seda yok. ATK'dan da tanıdık birisi vardı, ben o kadını pek sevmem, staj yaptığım dönemde beni kölesi gibi kullanmıştı ama o da sunumumu çok beğenmiş. Bir de diksiyonumu falan çok beğendiklerini ifade ettiler. Ben de çok mutlu oldum tabi. =) Konumla alakalı olarak sorulan sorularaysa pek cevap veremedim çünkü sorular beni aşacak düzeydeydi, ATK'dan birkaç tane savcı gelmişti dinleyici olarak ve sorulan sorulara direkt olarak onlar müdahale ettiler, "Bu sorulara bizim yanıt vermemiz daha uygun olur." şeklinde bir cümleyle giriş yaparak...
Bu arada arkadaşlarım da çok beğenmişler. Bu benim ilk sunumum olduğu için, çok önemliydi. Onlar da beni bu önemli günümde yalnız bırakmadılar, sonsuza kadar teşekkür ediyorum zaten. :)
Arkadaşlarımdan biri teşekkürlerime karşılık olarak; "Saçmalama be, sayende aç karnımızı doyurduk!" diye bir cevap verdi, o da ilginçti.
Sonra birsürü kişi konuşmasına devam etti, kokteyl vs... her şey bittikten sonra dışarda acayip bir yağmur başlamıştı. Arkadaşımsa evde yoktu... Ben kendime bir sığınak bulup beklemeye başladım ama daha fazla beklemeye dayanamadığım için çıktım ve eve doğru yürümeye başladım. Hava çok soğuktu ve benim çantam bile yoktu yanımda...
Sadece cüzdanım, telefonum ve fotoğraf makinem vardı. Arkadaşlarımı erkenden yollamıştım, keşke yollamasaydım. Bütün elektronik eşyalarım yağmurda sırılsıklam oldu ama onları geçelim. Her şeyden önemlisi ben sırılsıklam olmuştum.
Arkadaşım da yolda olduğunu söylemişti. Herneyse ben bunların eve doğru yürümeye başlamışken, bir de ne göreyim bizim kapının önüne giden otobüs. Beklesen gelmez yani... Salla şimdi Merve'yi beklemeyi, bin şu otobüse; dedi içimdeki ses. Yalnız giydiğim kıyafeti de görmeniz lazım, dışardaki havaya oldukça ters...
Bindim otobüse ve rahatladım. O sırada arkadaşım da aradı, geliyorum nerdesin diye. Ben de otobüse bindiğimi söyledim falan filan... Gerisi de tahmin ettiğiniz gibi oldu.
Ertesi sabah yataktan kalkamadım. domuz gribi midir nedir? Vücudumun her yeri ağrıyor, midem bulanıyor, burnum akıyor, hapşuruyorum...
İşte şimdi hapı yuttuk dedim, yazık canım arkadaşım da hep benim yüzümden hasta oldun diyip durmaya başladı ama rahatlattım ben onu...
Çok dua etmiştim, "Sunuma kadar bir şey olmasın da sunumdan sonra ne olursa olsun diye..." Nasıl içten bir dua etme yeteneği varsa, sunumun ertesi günü şifayı kaptım. Kaç gündür yatıyorum paso.
Geçen hafta çarşamba günü de doğumgünümdü, inanılmaz sayıda insan doğumgünümü kutladı, çok mutlu oldum ama salı ve perşembe günü sınavımız, cuma günü de sunumum olduğu için doğumgünü kutlamasını haftasonuna ertelemiştik. Ben hasta olunca da doğumgünü falan yalan oldu anlayacağınız ama en kısa zamanda bunu telafi etmem gerekiyor. :)
İki gündür "kimseye etmem şikayet" isimli Türk Sanat Müziğimizin önemli eserlerinden olan parçaya sardım, sizlere de onu armağan edip susuyorum.
Sevgiler...

Abraxas...
19.10.2009

3 yorum:

Azohba @ 21 Ekim 2009 02:04

Güzel yazı olmuş tebrikler

Tabiat Ana @ 22 Ekim 2009 20:16

geçmiş olsun umarım daha iyisindir

papagangibi @ 26 Ekim 2009 14:55

sunumun içeriğini bilmiyorum ama eminim önemli konularda güzel tespitler yapmışsındır. ben de çok tebrik ediyorum.

View technorati.com My Internet Diploma Subscribe to me on FriendFeed