Geçen gün bloguma bir girdim aaa o da nesi, o kadar az yazı yazmışım ki son haftalarda. Ne yapıyorsun sen kızım, kendine gel, bir doğrul, bir silkelen dedim. Sonra tam yazı yazmaya başlayacaktım ki kardeşim gelip önümden bilgisayarı aldı ve hiçbir şey söylemeden gitti. Ben de mal gibi kaldım ortada. Bir konu da seçmiştim kendime baya doluyum ya bu aralar içimdekileri döktürecektim bir bir amma ve lakin şuan ne yazmam gerektiğini bilmiyorum.Geçen hafta çarşamba günü vizelerim başlamıştı bu hafta çarşamba günü de bitti ama ben de bittim. Bu sefer geçen dönem yaşadığım sıkıntıları yaşamamak için işimi sağlama alıp adam akıllı çalıştım derslerime ve sınavlarım da iyi geçti açıkçası.
Sınavlarımın bittiği çarşamba günü Ankara'ya gitmek gibi bir plan yapmıştım kendi çapımda ama cuma günü (yani bugün) fizikokimya laboratuvarı olduğu için bu istediğim havada kaldı. 1 Mayıs günü okullar tatil olacağı için fırsattan istifade Ankara'ya gitmeyi düşünüyorum, bir aksilik çıkmazsa.
Haaa bu arada yakın arkadaşlarım üçüne rest çektim, görüşmüyorum artık. Bu sefer canım çok yandı. Artık kime güvenebileceğimi bilmiyorum. Daha kimler sırtımdan vuracak ki... Neyse moralim bu konuda çok bozuk. Anlatmak isteyip istememe konusunda bile kararsızım. O kadar saçma bir nedenki yani okusanız belki de çok önemsiz bir şey olduğunu göreceksiniz ama kendimden daha fazla taviz vermek istemiyorum artık, çünkü bu işin sonu yok. Herkese karşı anlayışlı oldum bu güne dek. Kimse kırılmasın, üzülmesin diye elimden geleni yaptım ama bu arada sürekli doldum, doldum, doldum. E taşma vakti gelmişti. Ben yanımda gerçek arkadaşlar arıyordum, yanımda olan olur artık. Onlar da okula gelmediklerinden henüz kimse bilmiyor, üç arkadaş dışında. Birisi zaten yaşananlara bizzat şahit oldu ama o alttan aldı, ben yapamadım. Diğer arkadaşla da dertleşiyorduk, dayanamıyorum, patlayacağım artık falan diyince ben de söyleyiverdim. Öteki arkadaşım da zaten çok çok yakın arkadaşım ama bir dönem bizimle bir dönem üst sınıfla alıyor dersleri yani her zaman birlikte değiliz. O da baya küfür falan etti benim yüzümden ama kötülemek niyetinde değildim kimseyi. Bu sefer gerçekten haklıydım ve ilk defa karşımdakilerden anlayış bekledim, olmadı. Ben yıllardır nasıl bu kadar sabırlı ve anlayışlı olabilmişim açıkçası anlayamıyorum. Resmen enayinin önde gideniymişim. Saf olduğumu biliyordum, her şeyin de farkındaydım ama yine de değer verdim herkese ama benim verdiğim değerin çeyreğini onlar bana vermemişler. En çok da bu koyuyor. En yakın bildiğim arkadaşım yanıma gelip de tek kelime etmedi. İnsan bir özür diler en azından, bu kadar kolaymış demekki... Aslında o kadar düşündürücü bir durum ki, özür bir şekilde dileyecekler buna adım gibi eminim ama ne zaman, işte bu kafamı kurcalıyor. Bir de ne olursa olsun bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, bunu biliyorum.
Dün okuldan çıkınca diğer bir grup arkadaşla yolda karşılaştık, aklımı çeldiler "Biz Taksim'e gidiyoruz bebişim sen de gel" diye. "Tamam" dedim ben de zaten helak olmuştum okulda yorgunluktan. Gittik Taksim'e, onlar alışveriş falan yapacaklardı. Bilen bilir, ben de nefret ederim alışveriş yapmaktan, nasıl bir teraziysem artık. Neyse yemek yedik önce ama doymadım ben. Zaten vize sonrası dinmek bilmeyen bir açlık oluyor. :) Yemekten sonra gezdik tozduk falan sonra tabi tuvalet ihtiyacı geldi çattı, ayy şimdi Burger'a kim yürüyecek. Zaten Burger da milletin tuvalet ihtiyacı gidermek için akla gelen ilk mekan hahaha. :) Neyse Beyoğlu İş Merkezi'ne gittik, orada tuvalete gitmenizi tavsiye etmem ama biz gittik. Tam çıkıyorduk, yukarıda da 3 arkadaş bizi bekliyor. Benim gözüm orada durmakta olan erkek montlarına takıldı. Anlatamam o kadar harikaydılar ki ve fiyatı da 20TL, görünce gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Arkadaşı durdurdum ve montlara daldım direkt, tam kardeşime göre. Kesinlikle yollamalıyım onu falan derken askıların arasında minicik ufacık mor bir mont. "Anam!!!!Benim rengim!!!" Adama kaş göz yaptım hemen aldı montu, verdim parayı çıktık. Kızcağız şokta... "Nasıl yaptın yaa nasıl aldın, 5 dk bile sürmedi. Ayy ben böyle şey görmedim yaa" falan diyor o arada da kızlar yukarıda beklemekten helak olmuş vaziyetteler tabi. Neyse çıktık, montumu görgüsüzler gibi çantadan çıkarıp Taksim'in orta yerinde ele güne gösterdim. "İşte benim alışverişim de böyle oluyor, demiştim ya size." dedim. Gerçekten de böyledir, hiç alışverişe gitmem, öyle zamanlarda hiçbir şey bulamam çünkü. Bir anda gözüme çarpmalı ve almalıyım. Tabi param da olmalı o sırada. Şanslı günümdeymişim, bir tane t-shirt beğendim. Diğerleri de hiçbir şey almadılar. :)
Sonra işte İnci'den profiterol yedik. Ben pek sevmem çikolatalı şeyler bilirsiniz, o yüzden İnci'ye de ilk defa gittim. Millet deli oluyor oranın profiterolüne. Kızlar ağızlarının suyu aka aka yediler. Mükemmel ötesiydi falan diye. Valla fena değildi yani mükemmel profiterol nasıl olur bilmediğim için "Evet, gerçekten çok güzelmiş." falan dedim. Geçti gitti...
Gidip D&R dan NTV Tarih dergimi de aldım. O sırada arkadaşın biri önde gördüğü yakışıklı çocuğun peşine takılınca onu kurtarmak için seferber olduk. Sonra evli evine köylü köyüne muhabbeti yaparak ayrılıyorduk ki bizim kız "Çocuk da gitti sizin yüzünüzden!" demeye başladı. Neyse diğer kızlardan ayrılınca kaldık üç kişi. bir de baktık otobüs hareket ediyor. Bizimkinin gözü de fıldır fıldır, deli! :) Çocuk otobüse binmiş olabilir diyerek kandırdık kızımızı. :)
Eve gidince de bir şey yapmadım, televizyon izlemek dışında.
Bugün laboratuvar dersinde yaptığım aptallıkları anlatsam bir daha yazılarımı okur musunuz, bloguma girer misiniz pek emin olamadığım için yazımı burada noktalıyorum.
Keyifli haftasonları efenim.
Sevgiler.
Abraxas...
17.04.2009


3 yorum:
kuzu keşke anlatsaydın laboratuvar maceralarını merak ettim bak şimdi. Yazı uzun gibi gözüksede kadar akışkan bir dille anlatmışınki bir solukta biti verdi bende anlamadım. ilk gordum uh dedim nasıl biter bu :) şaka bi yana yazmaktan keyif aldığın besbelli. Bende en kısa sürede kendime bir kişisel blog açayım ya oku oku nereye kadar :Pp Mutlu hafta sonları efemm :) iyi şanslar dilemişsin bana onun içinde ayrıca teşekkürler. Tatil kazanıcas kısmetse :) blogcular arasında kazandıgımda 1 kişiyi daha tatıle goturmek için kura çekicem senide dahil ediyorum haberin olsun :)))Malum tatil 2 kişilikmiş :) amann ne lazımsa şaka bi yana hiybe etmeyi düşünüyorum ödülü ya >.< Çok fazla cümle düşüklüğü olmuş olabilir hem aç hem uykusuzum idare et artk Öpüldünüz iyi tatiller..
o arkadaş sıfatıyla yanında dolaşanlara resti çektiğin iyi olmuş :) bi de şu kıyafet olayına gelicem. benim en sevdiğim kıyafetlerim öyle aniden, bi anda karşıma çıkmış ve 1 dk içinde aldığım kıyafetlerdir ve ilginçtir yıllarcada eskimez onlar. uzun süre giyersin :)
(utanarak söylemek = ntv tarih dergisinin ilk sayısını hala bitirememek)
selamlarr ben bloğunuzu yeni gördüm maalesef :( ama o kadaar güzel ki bu yazınızı bir çırpıda okudum.ben farkettim ki blogları okumayı çok seviyorum.bence de çok iyi yapmışsınız arkadaşınıza rest çekmekle,hep alttan almak benim de kötü özellklerimden hiç kimseye hayır diyemiyorum iyi niyetimden kaybeden hep ben oluyorum.
aldıklarınızı güle güle giyin.laboratuvar maceralarını ben de merak ettim heehe benim de ablam kimya bölümü mezunu fiziko en sevmeeedği dersti:( fenalıklar gelirdi çalıışırken:) sınavında başarılar dilerim.inşallah kazasız belasız atlatırsın.sevgiler
Yorum Gönder