Aslında Yediğimiz Ağda...

Geçenlerde 'Gıda' konulu bir seminere katılmıştım. Konuşmacılardan birisi sanırım kimya veya gıda mühendisi olan bir beydi ama adını hatırlamıyorum. Adam tam bir manyak. Manyak dediysem iyi anlamda yani, baya bilgili falan bir adam. Zaten adamın gözlerinden zekanın fışkırdığını bizzat kendi gözlerimle gördüm. Gıda Sektörlerine Bakış ve Ar-Ge Çalışmaları, Gıda Sektöründe Sorumlu Yöneticilik, Gıda Sektöründe Ambalajlama, Atölye Çalışması, Gıda Sektöründe Bir Fabrika Tasarımı, Kurulumu ve Fizibilite Çalışması, Gıda Güvenliği ve Kalite Yönetim Sistemleri, Koruyucu Kimyasallar ve Katkı Maddeleri, Panel_Gıda Hakkı ve Su Hakkı gibi başlıklardan oluşan bir seminer. Tabi konuşmacılar da gıdayla ilgili kişilerden ve akademisyenlerden oluşmakta. Benim bahsettiğim konuşmacı da (ismini hatırladım ama neyse söylemiyeyim şimdi) daha önce gıda sektöründe bir süre çalışmış fakat daha sonra sektörün pisliğinden falan dayanamamış ve ayrılmış birisi. Dolayısıyla gıda sektörünün en pis ve en iğrenç yanlarını bize anlatan tek kişi de oydu. (16-17 konuşmacı içinden.)
Tabi her konuşmacı en aşağı bir saat o sıkıcı müfredatlardan falan bahsedince beynimiz haliyle ambale oldu. Zaten sabahın köründen akşamın bilmem kaçına kadar hakkında çok da fazla şey bilmediğin bir konuyla ilgili seminere katılınca böyle oluyor.
Konuşmacıların çoğu oturarak yaptı konuşmalarını. Zaten yorgunluktan ve uykusuzluktan ölmüşüz, iyice kendimizden geçtik. Seminerin ilk gününde bu bahsettiğim ve şuan kimya mühendisi olduğunu hatırladığım bu bey, kominist olabilitesi yüksek ama konumuz bu değil, konuşma yapmıştı ama sanırsam bir konuşmacının işi çıktığı için 2. gün de konuşma yapmak için geldi. Koruyucu Kimyasallar ve Katkı Maddelerinden bahsetmek üzere yerini aldığında salonda da bir uğultu oluşmuştu.
Anaaa dünki adam değil mi lan bu!
Vavsss adamım geldii...
falan gibi enteresan cümleler havada uçuşmaktaydı.
Bu ne biçim seminer???
Adam akşamdan kalma olduğunu belirterek başlamıştı konuşmasına.
Herkes yerlerde tabi, dedim ya adam tam bir manyak. Bu şarapla ilgili duyusal analiz uzmanlarından falan bahsetti. Önceki gün de duyusal analizin ne olduğunu falan öğrendiğimizden konuya yabancı kalmadık Allah'tan. Atölye çalışmasında aromaların falan ne olduğunu öğrendik.Mesela çok azcık bir aromayı kokladığınızda bile bayılabilirmişsiniz. Birkaç mg aroma tonlarca ürünün üretiminde kullanılıyormuş, çok ilginç değil mi ama onun dışında herhangi bir zararı yok insana, sadece kokusu fazla keskin. Mesela havaalanındaki güvenlik görevlisine maddelerin aroma olduğu ve koklarlarsa bayılabileceklerini söylemişler. Bizim külhanbeyi de güçlü vücuduna güvenerekten ben yıkılmam diye düşünüp adamlar tam arkalarını döndüklerinde açıp (ufacık bir şişe) koklamış. Tabi sonuç: Küt yerde... Havaalanı polisi olay yerinde terör estirmiş o da ayrı. Herneyse, birsürü gıdanın üretimi anlatıldı bize. Sonra işte amca normal şeyleri anlattı ben de hemen dedim yazıyım şuraya. Aslında çok komik bir şey değil ama yazasım geldi.
- Şimdi mesela şeker üreteceksiniz.
Şeker denilen şey nedir?
Toz şekeri alıyorsunuz ısıtmaya başlıyorsunuz ama kesinlikle yakmayacaksınız. Onun koyu bir kıvamı var, onu tutturmanız lazım, bir de limon sıkıyorsunuz içine. İşte şeker budur.
Bizim zamanımızda böyleydi en azından. Hatta buna 'ağda' da derler. Biz yerdik çok güzel ohh... Şimdiki çocuklara hayatta yediremezsiniz. Kim o renkte bir şeker yemek ister ki? Aromasıydı, boyasıydı bilmemneyiydi falan katmanız lazım, bir de içine oyuncak moyuncak koydunuz mu, tam çocuklara göre. Neyse işte biz çocukken o şekerleri yerken arada bir kıl tüy bir şeyler de çıkardı içinden.
Kahkaha tufanı...
-Ama o zamanlar insanların kılları da temizdi!
-Oooooowwwwsssss
Amca lafı iyi gönderdi anlayana.... :)
Birkaç bir şey daha anlattı, dehşete düşebileceğiniz cinsten.
Başka bir zaman da onları anlatırım.
Sevgiler.

Abraxas...
19.04.2009

6 yorum:

stickman @ 19 Nisan 2009 Pazar 16:21

başka neler anlattığını çok merak ediyorum. kimbilir daha neler biliyodur ve yediklerimizin içinde neler vardır. onlarıda anlatmıştır kesin. ilginç olanlarını yaz da okuyalım ya :) gerçi bu adamın her cümlesi ilginçtir kesin :)

ıvır zıvır... @ 19 Nisan 2009 Pazar 16:40

vayyy ..... güzelmiş..
faydalı bilgiler için teşekkürler efendim...

umidim @ 19 Nisan 2009 Pazar 16:43

Evet bizim memlekette de ağda denirdi hatta tatlıların üzerine dökülen şeydi bu. İstanbul'a gelince burada şerbet dendiğini de öğrendim.

Bir de çok ağır ve zor kelime ve cümlelerle konuşanlara atfen çok ağdalı bir dili var derler.

Kolaylıklar

öykü @ 19 Nisan 2009 Pazar 17:18

Çok ılgınctı devamını merak edıyorum:)

babegazelle @ 20 Nisan 2009 Pazartesi 01:36

amcada espriler maşallah yani :D seminer mi vermiiş stand up mı yapmış haha

papagangibi @ 20 Nisan 2009 Pazartesi 05:18

vayy demek ağda denirmiş :) çok eğlenceli bir amcaymış gerçekten. diğer anlattıklarını da merak ettim :)

View technorati.com My Internet Diploma Subscribe to me on FriendFeed