Hayatıma yön verdiğini düşündüğüm bir tane şair söylemem, sevdiğim diğer şairlere haksızlık olur.
Ancak bugün bu yazıda sanırım sadece bir örnek vermem gerekiyor. Yazımın başında bu konuya önceden birçok blogda rastladığımdan bahsetmiştim. Dolayısıyla diğer bloglarda şiirlerine rastlamadığım bir şairden -Cahit Sıtkı Tarancı'dan- örnek vermek istiyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı'yı çok beğeniyorum. Bilirsiniz Cahit Sıtkı şiilerinde genellikle karamsardır ve ölüm korkusu gibi konuları işler. Ben de bu tarz şiirlerden çok hoşlanıyorum, dolayısıyla burada paylaşacağım şiir de aslında buna paralel bir şiir olacak.
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?
Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson´u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bu mimi kime paslayabileceğimi bilemiyorum. Dileyen herkes bu konuda yazabilir.
Sevgiler.
Abraxas...
28.02.2009


7 yorum:
'Yaş otuzbeş, yolun yarısı eder...' dedikten 11 yıl sonra göçmüştür, tam 46 yaşında. O şiirden sonra ölüm kaç defa çalmıştır kapıyı bilmem ama fazla da dayananamış sanırım.
Güzeldir Cahit Sıtkı, hoştur, pek bir hoş...
Kolaylıklar
Ah bence o dönemin en iyi şairidir. Bir kaç şiri ağlatır beni.Diyarbakır'lı olduğunu yazmak gerekli.Şimdiler de kanın döküldüğü yerlerde dev bir şair doğmuştu.
BİR MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.
ben de çok severim cahit sıtkıyı. şiiri okuduktan sonra, öylece hareketsiz yatmadan önce yaşamak lazım diyor insan. ölüm olduğu kadar, kaçıp gitmemesi gereken bir de hayat var. çok güzel bir şiir.
desemki vakitlerden bir nisan akşamıdır... bu şiirini de çok severim.
sevgiler...
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
ölüm,gelince akla hiç başımıza gelmeyeceğini düşünürüz...
heralde ben olsam böyle bir mim e, ayten şiirini yazardım....Neden diye sorma..)
ayrıdır yeri.. pek severim gerçekten çok severim...
Cahit sıTkının şiirlerindeki ölümü anlattığım bi ödevim bile olmuştu vakti zamandında.. Paylaşimin için teşekkürler=)
Siminya, çok haklısın, şimdilerde kan dökülen ve gitgide yanlış kişilere "teslim edilen" Diyarbakır'da büyük insanlar yetişmişti. Cahit Sıtkı da bunlardan biriydi. Bir diğeri Ziya Gökalp'ti mesela...
1946'da CHP Şiir yarışmasında "Otuz Beş Yaş" ile birinci olmuştu Cahit Sıtkı. Madem, mimi ortaya attın, Derman; o yarışmanın ikincisini yazacağım ben de: Attila İlhan. :)
evet ilk kez okudum gerçekten ve cok hoşuma gitti , bu arada blogunuzda cok hoş ,selamlar
Yorum Gönder