Blog Yazmayı Bırakmayı Düşündüm mü Acep?

Efendim bu aralar aklımdan sürekli geçen bir konuda tabuhan arkadaşımız beni mimlemiş.
Beni tanıyanlar balık hafızalı olduğumu bilirler, dolayısıyla blogger adresimin kaçıncı kez mimlendiğini bilmiyorum. Belki de blogger şubemizin ilk mimlenişidir. Öyle değilse de bu kadar lafın üstüne öyle kabul edeceğiz artık.
Gelelim konumuza; konumuz aslında bir sorudan oluşmakta: 'Kaç kere blog yazmayı bırakıyordunuz?'. Evet, yazılması zor bir konu değil.
Benim bu soruya yanıtım "Hiç!" olacak.
Yaklaşık iki senedir blog yazıyorum. Blogger hesabımı ne zaman açtığımı hatırlamıyorum ama bloggerda 3-4 aydır doğru dürüst bir şeyler yazıyorum, diyebilirim.
Blog yazdığım bu süre içerisinde zaman zaman içimden hiç yazı yazmak gelmedi, bazen coştum da kendime ben bile hayret eder oldum. Bu, herhalde o anki ruh halimle alakalı; bilemiyorum.
Yalnız şu var; yazdığım her yazıdan sonra bir daha hiç yazı yazamayacakmışım gibi geliyor. Açıkçası hiç yazamamak beni korkutuyor. Ben de zamana bırakıyorum.
Yazamıyor muyum? O zaman yazana kadar beklerim.
Yazabiliyor muyum? O zaman yaz ve yayınla...
Benim blog yazarken kullandığım mantık, bu mantık.
Yazılarımda hemen hemen hiç kelime oyunu yapmam, yapanları da takdir ederim. Bu benim eksik yanlarımdan birisi. Dolayısıyla sürekli diğer blogları geziyorum. Yazılanları okuyorum. Bunların bana faydalı olduğuna ve olacağına inanıyorum. Çünkü bu işi ciddi anlamda götüren insanlar var ve onların haklarını yiyemeyiz bence.
Kim demiş birbirinden etkilenmek olmaz diye?
Ben buna inanmıyorum.
Diyorlar ki; onun bunun yazısını okuyup da birkaç cümle değiştirerek kendi düşünceleriymiş gibi gösteriyorlar...
Nereden biliyorsun kardeşim, belki gerçekten öyle düşünüyor o insan! Böyle saçma sapan yazılar görüyorum bazı sitelerde, çok eğleniyorum. Düşünsenize aslında o düşünce farklı isimlerle ama aynı kelimelerle birçok sitede yer almakta. Kim kimin düşüncesini (ç)alıyor acaba diye insan düşünmeden edemiyor. Yine konudan saptığımın farkındayım ama motora bağladım, kendimi durduramıyorum.
Sonuç olarak bu tarz yazıları okuduğum zaman yazdıkça yazasım geliyor. Çünkü edebiyatçıları bile incelediğiniz zaman bir zincir olduğunu görüyorsunuz, birbirlerinden etkilenmeleri söz konusu. Bu bir gerçek.
Ben kişisel olarak bu tarz bir eleştiriyle karşı karşıya kalmadım işin aslı; ancak karşılaşsaydım tepkim ne olurdu bilemiyorum. Sadece fırsatını bulmuşken 'düşüncelerimi' yazmak istedim.
Yazı yazarken ise belirli bir tarzım yok. Deneme yazayım, aman olmadı söyleşi olsun, yok yok bir haber paylaşayım, bu da olmadı günlük yazayım... O an canım ne yazmak isterse onu yazıyorum. Okuyanlar beğenir beğenmez bu aslında tartışmaya açık bir konu ama öncelikli olan kriter tabiki 'yazan kişi' olarak benim beğenmem. Bilemiyorum belki kızacak ya da bencilce düşündüğümü söyleyeceksiniz ama aslında öyle değil. Böyle düşünmemin temelinde yatan düşünce şudur: Eğer bir yazıyı yazıyor ve beğenmiyorsam bunu yayınlayamam, çünkü benim beğenmediğim bir yazıyı diğer insanlar da beğenmeyecektir ya da tam tersi. Şimdi burada da bir terslik var gibi görünüyor olabilir. Yani, sonuçta bu göreceli bir kavram ve senin beğendiğin şeyi insanlar beğenmek zorunda değil, diye düşünebilirsiniz. Haklısınız ama bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir olay ya da olumsuz bir durum söz konusu olduğunda, karşınızdakine gayri ihtiyari yalan söylediğinizi farz edelim. Eğer bu yalana kendiniz bile inanmakta güçlük çekiyorsanız başkalarını inandırmakta da güçlük çeker ve hatta onları inandıramazsınız. Sanırım şimdi tam olarak ifade edebildim.
Yazı yazarken deşarj olduğumu hissediyorum. Bu beni ciddi anlamda rahatlatıyor. Dolayısıyla yazı yazmak bir yana blog yazmayı bile bırakmıyor, bırakmak da istemiyorum.
Bir de blog camiasında yazı yazan insanları çok seviyorum. İçlerinde belki 4-5 tane 'gerçek' hayatta da tanıdığım insanlar vardır ama ben aralarında birkaç falso olsa da hepsini çok seviyorum. Yaşadığımı hissediyorum; çünkü blog camiası bana yaşadığımı hissettiyor. Herkes kendinden olan şeyleri paylaşıyor; sevdiklerini, sevmediklerini, kızgınlıklarını, pişmanlıklarını, üzüntülerini, acılarını, sevinçlerini... Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.
Çoğu zaman kalabalıklar içerisinde yalnızlığımızdan yakınır dururuz. Ben burada yalnızlığımı unutuyorum belki de. :)
Biraz daha yazarsam ağlayacağım, o yüzden top şimdi Bızbız, Siminya, Esrik Öfke ve Cesetizleri'nde.
Kolay gele!
Zaten konuyu da yine çarpıtmıştım, huyum kurusun ya da kurumasın. :)
Sevgiler, saygılar efem...

Abraxas...
04.01.2009

10 yorum:

cesetizleri @ 04 Ocak 2009 Pazar 15:59

mimi aldım başım üstüne hemen yazıyorum ;)

Esrik Öfke @ 04 Ocak 2009 Pazar 16:31

Mimi gördüm ve soru zor geldi:)) Akşam yazacağım.:))

YALNIZLIK OKULU @ 04 Ocak 2009 Pazar 17:21

yaz yaz yazamıyı bırakma sakın sonra biz kimi takip edeceğiz...

rahat yazar @ 04 Ocak 2009 Pazar 21:49

abraxas çok ara verdiğin de oluyor..farkettim ki en dolduğun an yazıyosun...biriktirip döküyorsun içini..

hamide vizyonuyok @ 04 Ocak 2009 Pazar 22:55

iyi ki de bırakmamışsın. en sevdiğim biloglardan biri de bu bilog.

ferkul @ 04 Ocak 2009 Pazar 23:24

)))
Bence hep yaz

yeter ki
sen yaz...

Siminya @ 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:53

Yazmak hakkında söylediklerin o kadar mantıklı geldi ki kafamdan geçenleri yazmışsın derman.
Blog yazanların birbiri gibi yazmasında bir hinlik arayanlardan bir iki tane çıktı karşıma bunlara ben kraldan çok kralcı gözüyle bakıyorum, sadece benzer yazıları/temaları bulup çığlık atmak için dolaşan tatminsiz bir kaç insan,acırım onlara.
Bende her yazımı son yazım diye yazıyorum. Sanki bir veda gibi geliyor bu yüzden ayda toplasan 10 yazı yazıyorum, aklıma gelince, vaktim varsa yaşadığım bir anıyı detaylandırıyorum.

Blog yazmayı seviyorum yıllardır da blogcuyum yeniyim diye biskiremimi yemeye kalkmayın sert kurabiyeye toslarsınız hulan :)

Mim için çok tşk ama ben mimizm tarikatına karşı kılıç kuşandım, tavır koydum, döneklik yaparsam yazarım ;) sevgiler

tabuhan @ 05 Ocak 2009 Pazartesi 01:39

Mim'i cevapladığınız için teşekkürler :) Arada bu tarz Mim'ler iyi oluyor samimiyet açısından.

İyi Bloglamalar dilerim..

Esrik Öfke @ 05 Ocak 2009 Pazartesi 22:42

Görev tamamlanmıştır büyük bir zevkle:))

Demirbey @ 05 Ocak 2009 Pazartesi 22:53

pohpoh istiyor gönül arada.zira emin olamıyor yazdıklarının değerli olup olmadığına.güzel yada değil önemli değil ama değerli ya da değersiz ?
burası değerliymiş iyi ki keşfetmişim.

View technorati.com My Internet Diploma Subscribe to me on FriendFeed